Arama Sonucu: 284 Aranan: Thrace
Azınlık, yüzyılımızın temel uluslararası politika araçlarından birisidir. Uluslararası ilişkilerin yönlendirici ve belirleyici unsurlarındandır. Devletlerin birbirleri ile olumlu ve olumsuz etkileşiminde azınlıklar boyutu çoğu zaman dikkate alınmaktadır. Bu bapta azınlıkların artık uluslararasılaştığı ve daha da siyasallaşma yönünde olduğu bir durum söz konusudur. Azınlık hakları meselesi insan hakkı olması sebebiyle, uluslararası müdahalelere bile gerekçe olabilmektedir. Batı Trakya Türklerinin konumları, öncelikle ve daha çok Türkiye-Yunanistan arasındaki ikili ilişkiler çevresinde belirlenmiştir. İkili ilişkilerin iyi olduğu dönemlerde azınlık da rahat nefes almıştır, ilişkilerin kötü olduğu dönemlerde Türklerin durumu da kötü olmuştur. Günümüzde ise ikili ilişkilere ilaveten uluslararası boyuta da taşınmıştır. Bunun sebebi olarak yukarıda belirtilen neden temelinde, AB’nin azınlıklara verdiği önemdir. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa’daki B. Trakyalıların ve Türkiye’nin uğraşları uluslararasılaşmanın diğer araçları olmuştur. Günümüzde ikili ilişkiler ve Türklerin durumu göreceli iyi olmakla birlikte, geleneksel sorunların çoğu hâlâ devam etmektedir. En önemlisi Yunanistan’ın “Yunanlaştırma” çabaları sürmektedir
Halis AYHAN
Özet Çevirileri
 1934 Trakya Olayları olarak bilinen ve 21 Haziran 1934’te başlayıp 4 Temmuz’da sona eren eylemlerde Yahudilere ait dükkân ve evler yağmalanmış ve bunun sonucunda binlerce Yahudi evlerini terk ederek İstanbul’a göç etmek zorunda kalmıştır. Olaylara müdahale etmeye çalışan bir jandarma askerinin ölümü dışında hiçbir ölümlü vakanın meydana gelmediği bu şiddet ve yağmalama eylemleri, Çanakkale’de önce Yahudi esnafın mallarını boykotla başlamış ve kısa sürede diğer Trakya şehirlerine yayılmıştır.  Olayların yatışmasının ardından İstanbul’a göç etmiş bulunan Yahudilerin büyük bir kısmı Trakya’ya geri dönmüşlerse de aynı olayları tekrar yaşama endişesi onların bir süre sonra ilkin yurt dışına, İsrail’in kuruluşundan sonra ise bu devlete göç etmelerine neden olmuştur. Trakya’da Yahudilere yönelik bu eylemlerin çıkmasının aslında bir ulus devlet yaratma bilinciyle çıkartılmış olan 14 Haziran 1934 tarihli ve 2510 sayılı İskân Kanunu’nun yanlış anlaşılmasından kaynaklandığı, bunun yanında başta Milli İnkılâp dergisinde Cevat Rıfat Atilhan’ın, Orhun dergisinde Nihal Atsız’ın ve diğer Türk basınında çıkan Yahudi karşıtı yazıların da etkili olduğu ileri sürülmüştür. O dönem Türk basınında çıkan bu yazılarda Ocak 1933’te Almanya’da Hitler’in iktidara gelmesiyle Avrupa’da başlayan ve çok çabuk diğer ülkelere yayılan Yahudi karşıtı eylemlerin etkili olduğu iddia edilmiştir. Trakya Yahudi göçünün nasıl olduğu ve sonuçları hakkında Türkiye’de birçok eser mevcut olmasına rağmen konuyla ilgili sadece Türk basınının tavrını ve etkisini ortaya koyan bir çalışma mevcut değildir. Bu noktadan hareketle çalışmanızın amacı, Trakya’da Yahudi karşıtı olaylarının başlamasında rolü olduğu öne sürülen Milli İnkılâp dergisinde Haziran 1934’ten itibaren çıkan yazılar başta olmak üzere diğer gazete ve dergilerde çıkan yazılar incelenerek gerçekten Türk basınının bu olaylarda bir rolü olup olmadığının tespit edilmesidir.
Cilt 1 , Sayı 3 , Oca 2015 , Sayfalar 921 - 931
Sezen Kılıç
Özet Çevirileri Başlık Çevirileri Anahtar Kelime Çevirileri
Bu çalışmada 1994 – 2002 yılları arasında yapılan arazi çalışmalarında elde edilen bulgular ve bu süre içinde yakalanan 265 Spalax Guldenstaedt, örnelerinden elde edilen veriler kullanıldı. Bu verilere göre Türkiye Spalax’larının üreme mevsimi özellikle yüksekliğe bağlı olarak Şubat ayından Temmuz ayına kadar sürmektedir. Ortalama yavru sayısı 2,2’dir. Türkiye Spalax’ları deniz seviyesinden yüksek dağ tepelerine (2900 m’ye dek) kadar uzanan tarım alanları, seyrek ağaçlı ormanlık alanlar, dağ yamaçları, step alanları gibi toprak yapısı yuvalanmaya elverişli pek çok alanda yayılış göstermekte, yoğun orman içlerine girmemektedirler. Türkiye’de Trakya’nın Kırklareli bölgesi, Antalya’nın sahil bölgesi, Karadeniz bölgesinin sahil şeridi ve Van Gölü’nün doğu ve güneydoğusunda bulunmamaktadır. Yuvaları bir ana oda, dışkı odası, besin depo odası ve yüzeysel beslenme galerilerinden oluşmaktadır. Laboratuvar şartlarında havuç, patates, soğan, buğday ve yonca yaprakları ile beslenmişlerdir. Tarım alanlarında bulunduğu taktirde özellikle patates, soğan, sarmısak, havuç, şeker pancarı gibi soğanlı ve yumrulu bitkilere zarar verebilmektedir. Kör fareler bitkilerin toprak altı yapıları ile beslenmekte, zaman zaman da yapraklarını besin olarak almaktadırlar. Populasyon yoğunluğu 1000 m2’de 6 bireye kadar yükselebilmektedir. Eşeyi bilinen 260 örneğe göre eşey oranı % 40,77 erkekler, % 59,23 dişiler şeklindedir
Cilt 18 , Sayı 2 , Oca 2005 , Sayfalar 167 - 181
Mustafa SÖZEN
Özet Çevirileri
To explore whether the reproductive cycle of Lepus europaeus differs within Turkey, a total of 182 hares from Turkish Thrace (transition climate), Central Anatolia (continental climate), the Black Sea (oceanic climate), and the Turkish Mediterranean (Mediterranean climate) were collected between June 2006 and September 2014. We present the length of breeding season, sex ratio, mean litter size, and testicle position of European hares distributed in Turkey for the first time. Among these features, length of breeding season and mean litter size of European hares showed moderate variation in Turkey.
Cilt 39 , Sayı 5 , Oca 2015 , Sayfalar 991 - 994
YASİN DEMİRBAŞ, İRFAN ALBAYRAK
Özet Çevirileri Öz
To explore whether the reproductive cycle of Lepus europaeus differs within Turkey, a total of 182 hares from Turkish Thrace (transition climate), Central Anatolia (continental climate), the Black Sea (oceanic climate), and the Turkish Mediterranean (Mediterranean climate) were collected between June 2006 and September 2014. We present the length of breeding season, sex ratio, mean litter size, and testicle position of European hares distributed in Turkey for the first time. Among these features, length of breeding season and mean litter size of European hares showed moderate variation in Turkey.
, Sayfalar 991 - 994
YASİN DEMİRBAŞ, İRFAN ALBAYRAK
Özet Çevirileri Öz
A total of 47 different localities including lakes, ponds, streams, rivers and other bodies of water were surveyed between 1996 and 1998 in order to determine the Cladocerean (Crustacea) fauna of the Turkish Thrace region. Thirty-nine species of Cladocera were collected, out of which, 10 are new of the Thrace region of Turkey. The distribution of the species are given according to their localities and province.
Cilt 24 , Sayı 3 , Oca 2000 , Sayfalar 237 - 244
Hüseyin GÜHER
Başlık Anahtar Kelimeler Özet Çevirileri Öz Başlık Çevirileri Anahtar Kelime Çevirileri
This study was conducted to determine the differences and similarities between larynx cranialis of turkey and other species of poultry. For this purpose, 8 female and 8 male adult turkeys were used for the anatomical measurements. Furthermore, histological examinations were performed on larynx cranialis of 2 turkeys. Cartilago thyroidea and epiglottis were not observed in the larynx cranialis, in our study. Besides, larynx cranialis were found to constitute from paired cartilago arytneoidea and unpaired cartilago cricoidea and cartilago procricoidea. Crista ventralis was detected on larynx cranialis of turkeys. According to our results, it has been determined that in turkey; the width of glottis in female turkeys were larger than males. Cartilago procricoidea were observed bigger than cartilago arytenoidea and crista ventralis were found to be more prominent than in other birds.
Cilt 43 , Sayı 2 , Oca 2017 , Sayfalar 89 - 91
Ozan GUNDEMİR, Osman Behzat Burak ESENER, Hasan ALPAK
Başlık Başlık Çevirileri
Phorbia securis Tiensuu, 1935 (Diptera, Anthomyiidae) is a new pest found in the cereal areas of the Thrace region in Turkey. In this paper, its morphology, short biology, hosts and distribution in Turkey are presented.
Cilt 28 , Sayı 1 , Oca 2004 , Sayfalar 83 - 85
Erhan KOÇAK, Mustafa ÖZDEMİR
Özet Çevirileri Öz
Cirsium candelabrum Griseb. is reported for the first time from Thrace (Turkey). A description, including 2 photographs of the plant, and a map of its distribution in Turkey are presented.
Cilt 33 , Sayı 1 , Oca 2009 , Sayfalar 47 - 51
Bayram YILDIZ, Tuncay DİRMENCİ, Turan ARABACI
Anahtar Kelimeler Özet Çevirileri Öz Anahtar Kelime Çevirileri
In this study, Prozercon martae Ujvári, 2010 is recorded for the first time from Turkey. On the basis of the samples collected from the Thrace region of Turkey, its morphological features are given with drawings.
Cilt 39 , Sayı 1 , Oca 2015 , Sayfalar 188 - 190
Mehmet KARACA, Raşit URHAN
Başlık Özet Çevirileri Öz Başlık Çevirileri
Preliminary investigations were carried out to determine the ladybird species of Turkish Trakya. Population samples for the study were obtained from several sites in different habitats near Edirne province. A total of twelve different ladybird species were determined. Of these, the 7-spot ladybird, Coccinella septempunctata, was the commonest species. The density of the 22-spot ladybird, Psyllobora vigintiduopunctata, was higher than that of the other ladybirds in almost all habitats surveyed. Frequencies of the black and yellow forms of the 14-spot ladybird, Propylea quatuordecimpunctata, in the area showed a tendency to be associated with open and shaded habitats respectively. Moreover, the body size of the black forms of this species tended to be smaller than that of the yellow forms.
Cilt 25 , Sayı 1 , Oca 2001 , Sayfalar 71 - 75
Selçuk YURTSEVER
Anahtar Kelimeler Anahtar Kelime Çevirileri
The objective of this study was to determine the suitable rice harvesting time to obtain high paddy yield and quality milled rice. The experiment was conducted in a randomized split block design with four replications under continuous flood irrigation in 1988, 1989, and 1990. Three planting times were praticed at May 10, May 20; and May 30. Four harvesting times were applied at 35, 42, 49, and 56 days after flowering (DAF). This study showed that maximum paddy yield and total milled rice, minimum berakage during milling, minimum unfilled and partially filled grains, acceptable moisture content, minimum chalky kernel in milled rice were obtained at 49 DAF. The early harvesting of rice causes both quantitative and qualitative losses. According to the results of present study, rice should be harvested 49 DAF in the Thrace part of Turkey. It may be one week earlier in the late planting. The variance analysis of data showed that there was no ihteraction between planting and harvesting times for field yield and total milled rice.
Cilt 22 , Sayı 4 , Oca 1998 , Sayfalar 391 - 394
Halil SÜREK, Necmi BEŞER
Özet Çevirileri Öz
A total of 58 (24 MM , 34 VV ) Lacerta viridis specimens, which were collected from Turkish Thrace and the Black Sea region of Anatolia, were evaluated serologically. The analyses support the view that a single race of L. viridis (L. v. meridionalis) inhabits Turkey.
Cilt 23 , Sayı 3 , Oca 1999 , Sayfalar 227 - 230
Hüseyin ARIKAN, Mehmet K. ATATÜR, I. Ethem ÇEVIK
Özet Çevirileri Öz
Micromys minutus was recorded from six localities in Turkish Thrace. The external, cranial and karyological peculiarities of the specimens were determined. The dorsal colour of the specimens is dark brownish, being lighter on the sides, but the rostrum and cheek are markedly ochre. Mean tail length relative to body length is 90.5%, and the occipito-nasal length is 18.1 mm. The diploid number of chromosomes was 2n = 68 with NF = 136 and NFa = 132.
Cilt 27 , Sayı 1 , Oca 2003 , Sayfalar 55 - 60
Beytullah ÖZKAN
Başlık Anahtar Kelimeler Özet Çevirileri Öz Başlık Çevirileri Anahtar Kelime Çevirileri
Specimens collected from Veliköprüsü in Thrace (European Turkey), Akçaalan (Abant, Bolu), Akkus, (Ordu), and Meryemana (Trabzon), which is the type locality of M. majori, were examined according to morphological, external, cranial, bacular, phallic and karyological characters. Specimens from Thrace were included in Microtus subterraneus. Populations of M. subterraneus in Thrace karyologically differ from those in Anatolia, the former having 2n = 52 chromosomes, NFa = 56, NF =60, and the latter 2n = 54 chromosomes, NFa = 56, NF = 60. The karyotype of M. majori at its type locality contains 2n = 54 chromosomes along with NFa = 56 and NF = 60. The tail length, phallus and karyological characters distinguish M. subterraneus from M. majori.
Cilt 22 , Sayı 2 , Oca 1998 , Sayfalar 119 - 130
Ercüment ÇOLAK, Nuri YİĞİT, Mustafa SÖZEN
Özet Çevirileri Öz
In this study, a total of 365 cattle (234 male, 131 female) slaughtered in different localities in Thrace (The European part of Turkey) were examined for hypodermosis between January and May of 1997. Hypoderma bovis, H. lineatum and unidentified 2nd instar larvae were found in the skin and subcutaneous tissue of the back region of the animals. The prevalence rate and intensity of infestation were 3.56% and 10.23 respectively.
Cilt 24 , Sayı 5 , Oca 2000 , Sayfalar 429 - 430
Aynur GÜLANBER, Erkut TÜZER, Ayşen GARGILI, Müfit TOPARLAK
Başlık Özet Çevirileri Öz Başlık Çevirileri
Cilt 7 , Sayı 7 , Oca 1981 , Sayfalar 1 - 8
Gürol Ataman, Sungu L. Gökçen
Başlık Çevirileri
In order to determine the relationships between the dynamics of benthic macroinvertebrates (both species number and individual number) and environmental variables, sampling was made at four different stations at monthly intervals during a year between March 2004 and January 2005 of Lake Gala which is a part of an important wetland and a national park in European part of Turkey (Enez/Edirne). Altogether, a total of 49 zoobenthic taxa which were grouped as "Oligochaeta", "Chironomidae", and "Varia", comprised of 1,628 individuals in per m2 at average were recognised in the sampling stations of the Lake. The present study showed that larval chironomids comprising 57% abundance of the total specimens are the biggest part of benthic macroinvertebrates. It is followed by oligochaetes and the group varia comprising 34% and 9% abundance, respectively. Also, it was seen changing that the composition of zoobenthic group dominancy in the Lake as time passes. Furthermore, according to Shannon-Weaner index, species diversity for zoobenthic macroinvertebrate fauna of the lake was found as H'=1.21 at average. Also, similarities of the sampling stations and months, both the dynamics of benthic macroinvertebrates and physicochemical features were evaluated by using Bray-Curtis similarity index. According to Spearman correlation index, relationship between the number of individuals and some physicochemical variables such as temperature, turbidity (light permeability), and depth of the lake was determined statistically significant.
Cilt 10 , Sayı 2 , Oca 2010
Belgin Çamur-Elipek1, Naime Arslan, Timur Kirgiz, Burak Öterler, Hüseyin Güher, Nurcan Özkan
Anahtar Kelimeler Anahtar Kelime Çevirileri
Objectives: It was aimed to investigate anaplasmosis seropositivity in people exposured to tick bite. Materials and Methods: A total of 116 individuals (89 males, 27 females; mean age 43; range 6 to 88 years) with tick bite history in rural areas of Thrace Region were included in this study. Possible risk factors were evaluated by a questionnaire. Sera obtained from volunteers were preserved in –70˚C deep freezer until the study is done. Antibodies against Anaplasma phagocytophilum were investigated by indirect fluorescent antibody (IFA) test in the sera. Results: Antibodies against A. phagocytophilum were positive for 29 individuals (25%). Contact with horse/donkey is defined as a risk factor for anaplasmosis seropositivity. Conclusion: Antibodies against A. phagocytophilum were found at high rates in people exposured to tick bite in rural areas of Thrace Region. Amaç: Kene ısırığı öyküsü olan kişilerde anaplazmoz seropozitifliğinin araştırılması amaçlandı. Gereçler ve Yöntemler: Trakya Bölgesi kırsal alanlarında kene ısırığı öyküsü olan 116 kişi (89 erkek, 27 kadın; ort. yaş 43; dağılım 6-88) çalışmaya alındı. Bir anket formu ile risk faktörü olabilecek durumlar sorgulandı. Gönüllülerden alınan serumlar çalışma yapılıncaya kadar –70˚C'lik derin dondurucuda saklandı. Serumlarda indirekt floresan antikor (IFA) yöntemi ile Anaplasma phagocytophilum antikorları araştırıldı. Bulgular: A. phagocytophilum antikorları 29 kişide (%25) pozitif bulundu. Anaplazmoz seropozitifliği için at/eşek teması bir risk faktörü olarak belirlendi. Sonuç: Trakya Bölgesi'nin kırsal alanlarında yaşayan, kene ile ısırılmış insanlarda A. phagocytophilum'a karşı gelişen antikorlar yüksek oranlarda saptanmıştır.
Cilt 2010 , Sayı 2 , Oca 2010
Haluk KILIÇ, Şaban GÜRCAN, Hakan KUNDURACILAR, Muzaffer ESKİOCAK
Özet Çevirileri Öz
Mudanya Ateşkes Antlaşması, Türkiye ve İtilaf güçleri arasında 12 Ekim 1922’de imzalanmıştır. Yunanistan ise, 14 Ekim'de ateşkese razı oldu. Ateşkes antlaşmasının hükümlerine göre Yunanistan’ın işgali altında bulunan İstanbul ve Çanakkale boğazlarından Meriç nehri ve Edirne’ye kadarki Doğu Trakya’nın Türk egemenliğine bırakılması kabul edildi. Taraflar arasındaki son uzlaşmaya ise Lozan Konferansı’nda varıldı. Kasım 1922’den Temmuz 1923’e kadar devam eden Lozan Konferansı sonunda, Sevr Antlaşması’nı tanımayan Mustafa Kemal önderliğindeki Türkiye’nin yeni hükümeti Lozan Antlaşmasını imzaladı. Gerçekleri anlamının bir diğer yolu da anılar ve yaşam öykülerine bakmaktır. Bu çalışmada Mudanya Ateşkes Antlaşması’yla ilgili o dönemi yaşayanların anıları, hissettikleri ve yaşananlar üzerinden bir değerlendirme yapılacaktır
Cilt 6 , Sayı 14 , Oca 2007 , Sayfalar 177 - 184
Türkan BAŞYİĞİT
Özet Çevirileri
Trakya bölgesinde 1980’li yıllar ile başlayan ve 1990’lı yıllarla beraber etkisi artan sanayileşme ve kentleşme eğilimleri sonucunda hızlı bir nüfus artışı ve doğal alanlara baskı yaratan kontrolsüz bir büyüme süreci yaşanmaktadır. Bu kontrolsüz büyüme sürecinden ise en yüksek düzeyde çalışma alanını oluşturan Çorlu/Çerkezköy/Ergene/Kapaklı Alt bölgesi etkilenmiştir. Yoğun yapılaşma baskısı sonucunda doğal alanların imara açılması, yapıların dengesiz enerji tüketimleri, nüfus artışı ile otomobil kullanımının ve karbon monoksit gazı salınımının artması, buharlaşma ve yüzey suyu akışları sağlayan toprak yüzeylerin beton, asfalt gibi malzemelerle kaplanması yerel ve bölgesel ölçekte sıcaklık değişimlerine neden olmaktadır. Kentsel ısı adası olarak da tanımlanabilen bu olgu, yoğun yerleşim bölgelerinde sıcaklığın, kent yakınında bulunan tarım alanı, orman alanı gibi doğal alanlara göre daha fazla olması şeklinde gözlemlenmektedir. Kentsel ısı adası etkisi ise, enerji tüketiminde artış, sağlık sorunları, hava kirliliği, yüzey sularının hızlı buharlaşması ve yeraltı suyu kaynaklarında azalma gibi sonuçlara neden olabilmektedir. Çalışmanın amacı, arazi yüzey sıcaklığı etkisinin kentsel gelişim ve planlama süreçleri bazında, Çorlu/Çerkezköy/Ergene/Kapaklı alt bölgesinde Uzaktan Algılama verilerine dayalı olarak incelenmesidir. Bu kapsamda, MODIS-Terra uydularından elde edilen görüntülerden yararlanılarak belirlenen dönemler arasında arazi yüzeyi sıcaklık artışı incelenmiş, elde edilen veriler, CORINE Arazi Kullanım haritalarının analizleri ile elde edilen kentsel büyüme ve arazi değişim/dönüşüm bilgileri ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca, 2005 yılı onanlı Çorlu-Çerkezköy-Muratlı-Lüleburgaz Planlama Alt Bölgesi Çevre Düzeni Planı ve 2012 onanlı Tekirdağ Çevre Düzeni Planı kararları mekânsal gelişim kararları incelenmiş ve sürece olan etkileri sorgulanmıştır. Çalışma sonucunda kentsel büyüme süreçleriyle ortaya çıkan arazi kullanım değişimi ile arazi yüzey sıcaklığı arasındaki ilişki tanımlanmış ve planlamanın bu süreçlere olan/olabilecek etkileri tartışılmıştır.
Cilt 5 , Sayı 2 , Oca 2017 , Sayfalar 69 - 79
Mete Korhan Özkök, Ezgi Tok, Hatice Meltem Gündoğdu, Göksel Demir
Özet Çevirileri Anahtar Kelime Çevirileri
İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte Türkiye’nin savunması ve korunmasına yönelik birçok karar alınmıştır. Özellikle İngiltere ile imzalanan ikili askerî anlaşmalar neticesinde tehdit boyutu artmış olan Türk toprakları, stratejik öneme sahiptir. Bölgesel olarak Trakya, boğazlar ve başta İzmir olmak üzere Ege kıyılarında özel savunma tedbirleri almayı zorunlu kılan gelişmeler üzerine İngiltere ile işbirliğine gidilmiştir. Bu bölgelerde kara, deniz ve hava gücüne yönelik çalışmalar hızlandırılmış ve olası saldırılara karşı önlemler alınmıştır. İzmir ve Trakya’da tahkimat artırılmış ve buraların savunması esas alınmıştır. Bu makale, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Daire Başkanlığı arşivinde yer alan İkinci Dünya Savaşı’na ait belgelerin tasnif edilmesi ve belgelerin araştırmacıların çalışmalarına açılması neticesinde ele alınmış ve hazırlanmıştır
Cilt 12 , Sayı 24 , Oca 2012 , Sayfalar 233 - 253
Hüsnü ÖZLÜ
Özet Çevirileri Başlık Çevirileri
Osmanlı Devleti’nin üç kıtanın üzerinde kurulması, Avrupalı devletlerin siyasi, askeri ve iktisadi tazyiklerine maruz kalmasına yol açmıştır. Devletin iç ve dış siyasetinin yanında iktisadi, idari sahada da gerilemesi, giderek gücünü kaybetme noktasına getirmiştir. Son döneminde içerde milliyetçilik cereyanlarıyla baş gösteren ayaklanmalar ile dışta Avrupalı devletlerin gizli paylaşım planlarıyla karşı karşıya kalmıştı. Siyasi gelişmeler neticesinde girmiş olduğu Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti’nin sonunu hazırlamış, akabin-de İtilaf Devletleri ile yapmış olduğu Mondros Mütarekesi’yle de topraklarının büyük bir bölümünü İtilaf Devletleri’ne terk etmek zorunda kalıyordu. Savaşa sonradan dâhil olan Yunanistan megali ideasını gerçekleştirme adına İngiltere’den Batı Anadolu, Batı Trakya başta olmak üzere Onikiada, Midilli gibi muhtelif adalar üzerinde hak iddia ediyordu. Mütareke şartlarında Yunanlıların İzmir’i işgal edeceklerine dair bir ibare mevcut değilken yapılan gizli toplantılar ve Yunanistan’ın Osmanlı topraklarında iddia ettikleri yerleri elde çalışmaları netice vermesiyle, İzmir ve çevresini işgal etmişlerdir. Ancak, İzmir’in işgaliyle birlikte Batı Anadolu’da baş gösteren direniş hareketleri düzenli ordunun temelini atmış, düzenli ordunun kurulmasıyla birlikte Yunanlılar, yapılan mücadeleler neticesinde ardı ardına mağlup olarak işgal ettikleri yerleri terke mecbur bıraktırılmıştır. Çalışma, Yunanlılara karşı elde edilen başarıların bölge halkı ve idaresi üzerinde meydana getirmiş olduğu memnuniyetlerin bir ifadesi olarak bölge idarecileri ve yabancı devlet adamlarının başta Batı Cephesi Komutanlığı olmak üzere T.B.M.M.’ne gönderdikleri telgrafları ele almaktadır
Cilt 7 , Sayı 16 , Oca 2008 , Sayfalar 35 - 50
Taner ASLAN
Özet Çevirileri
Researching student participation in distance postgraduate programmes of studies in dance constitutes a concern of any educational organisation. This sort of participation can be considered as a type of “behaviour” of the students which has to be researched and defined. The aim of this study is to research the factors which constitute the behaviour of students participating in distance postgraduate programmes of studies in dance and to detect any difference in their behaviour that stems from characteristics such as gender and previous dance experience. The sample of the study consisted of 71 male and female students who had chosen to specialise in Greek traditional dance in three Departments of Physical Education of Greece, where the specific specialisation is offered. From the results of the study, it is observed that there is a moderately positive tendency to participate in a postgraduate programme of studies in dance. Furthermore, it was found that male and female students in the three departments did not show any difference in their “behaviour”. Differences in “Role Identity” and “Attitude Strength” can be seen between those who had previous dance experience and those who did not.
Cilt 9 , Sayı 3 , Oca 2008 , Sayfalar 59 - 73
Dimitris GOULIMARIS, Maria KOUTSOUBA, Yiannis GIOSOS
Başlık Başlık Çevirileri